Testosteron Hormonu Seviyesini Doğal Yollarla Arttırma

TESTOSTERON SEVİYESİNİ EGZERSİZ İLE ARTTIRMA

1) Yüksek Ağırlıklarla Çalışmak

En iyi testosteron hormonu arttırma yollarından biri yüksek ağırlıklarla çalışmaktır. Yüksek ağırlıktan anlaşılması gereken seçilen ağırlıkla 8 tekrardan fazla çalışamamaktır. Çalışılan ağırlıkla 8 tekrarın üzerine ne kadar çıkılırsa hormonu arttırma etkisi de aynı oranda azalır ve belli bir yerden sonra sıfıra iner hatta tersine döner. Sakatlanma riskini önlemek içinse 4 tekrardan az çalışılmaması gerekir. Tekrar sayısının azaltılmasıyla beraber ağırlık arttırılacağından ağırlığa henüz hazır olmayan adale yükün tamamını karşılayamayarak yük eklem ve kemiklere binecektir. Bu da sakatlanma riski oluşturacaktır. 4 ve 8 tekrar arası çalışmak doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yüksek ağırlıklarla çalışmak içinse setler arasındaki dinlenme süresini arttırmak doğru bir tercih olacaktır. Dinlenme süresi 90 saniyenin altına indirilmemeli. Yapılan çalışmalar 2 dakika üzerinde dinlenmenin erkeklik hormonu seviyesini arttırdığını göstermiştir. Testosteron seviyesini en iyi arttıran dinlenme süresi 2-5 dakika arasındaki dinlenmelerdir. Bununla birlikte kısa süreli dinlenmelerin büyüme hormonu salgılanmasını olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir.

2) Antrenman Günü Planlaması

Sert ağırlık egzersiz seanslarını haftada 4-5’te tutmak ve egzersizleri 60-75 dakikada tamamlamak testosteron seviyesi arttırmada etkili yöntemlerden biridir.

3) Kardiyo Sürelerine Dikkat!

120bpm’de 40 dakika kalp atış hızı ter seansları veya belki de haftada 3 kez yapılan 10km’lik koşu. Tüm bu endorfinler mutluluk kaynağı olabilir, ancak erkeklik hormonu için bir düşman da olabilir.

Bir çalışmada halterci, kontrol grubu ve yol bisikletçilerinin (hepsi aynı yaşta) testosteron seviyeleri karşılaştırılmıştır. En yüksek seviye haltercilerde iken en düşük seviye yol bisikletçilerinde gözlemlenmiştir. Literatürde kronik dayanıklılık çalışmalarının erkeklerde testosteron hormonu için baskılayıcı bir rol oynadığı iyi bilinmektedir. Kardiyo çalışmalarını kalp sağlığı için egzersiz rejimine dahil ederek vücut yağını kontrol etmek doğru olabilir ama kas kazancını tersine çevirmek için o kadar fazla çaba göstermek yanlış bir tercih olacaktır. Maraton koşucuları genellikle çok az kas kütlesine sahiptir. Bunun nedeni, üst vücut kasının sadece uzun mesafeli koşuya karşı çalışan ekstra bir bagaj olması. Kardiyo çalışmalarını aşırı büyütmek kas kütlesi ve potansiyel olarak erkeklik hormonu seviyesi için de zararlı bir etkiye sahip olacaktır.

4) Egzersiz Tercihleri Önemli!

Tek bir harekette ne kadar fazla kas grubu çalıştırılırsa testosteron hormonu salgılanması da o kadar fazla olur. Ayrıca bacak çalışmalarının bu hormonun salgılanmasını arttırdığı da bilinmektedir. Bu amaçla tercih edilebilecek en uygun bacak hareketleri squat özellikle de leg press çalışmalarıdır.

5) Uzun Çalışmak Her Zaman İyi Değildir

Yeterli egzersiz ile yağsız kas kütlesi artar ve damarlarda yüksek testosteron seviyesi görülür. Daha fazla egzersiz ise her zaman daha iyi değildir. İlk olarak yıkım, toparlanma süresinde toparlanamayacak kadar büyüdüğünde kas miktarı azalacak. Bununla beraber, uzun süreli egzersizlerin kortizol seviyesini yükselttiğini kanıtlar nitelikte çalışmalar var. Bu iki faktör de beraberinde erkeklik hormonu seviyesinde azalmaya yol açacaktır.

6) Dinlenme Günleri Kritiktir!

Dinlenme günleri kritiktir. Çok fazla egzersiz yapmak tüm hormonal dengelerin daha da kötüye gideceği sürantrenman (over training) durumuna götürebilir. Sürantrenman (over training) olunması durumunda doğal testosteron seviyesi olması gerektiği seviyeye aylar sonra dönebilir.

7) Testosteron Patlaması İçin Bacak Antrenmanı

Bacak kasları büyük kaslardan oldukları için daha fazla ağırlık kaldırılmasına olanak sağlar.  Ek olarak squat ve leg press gibi çalışmalarla birden fazla kas grubu çalıştırılabilir. Birden fazla kas grubunu çalıştıran bileşik hareketler veya yüksek ağırlıklar ile çalışmak bu konuda tek başına bile etkili. Hem bileşik hem de yüksek ağırlıklarla çalışmak ise tam bir testosteron patlaması isteyenler için en doğru tercih olacaktır. 

8) Yüksek Yoğunluklu Aralıklı Antrenman 

Yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman da (HIIT) testosteron hormonu salgılanmasında çok etkili olabilir, ancak her türlü egzersiz bir dereceye kadar çalışılmalıdır.

9) Kum Torbası Boksu

Uzun ve stresli bir günden sonra kum torbasına vurmak, stresi azaltarak testosteron hormonu seviyesinin düşmesini engelleyebilir.

10) Sprint Koşularıyla Testosteron Patlaması

Sprint yapmanın bu konudaki olumlu etkileri defalarca kanıtlandı. 2011’de yapılan bir çalışmada düzenli olarak ağırlık kaldıran 2 grup test edildi. 4 hafta boyunca haftada 2 kez 4X35 metre sprint yapan grubun toplam testosteron seviyesi ve kortizol hormonuna oranı sprint yapmayan gruba göre daha fazla çıktı.

Başka bir çalışmada ise sağlıklı atletler 3 dakika dinlendirilerek 4X250 metre koşturuldu. Çalışma sonunda yapılan testlerde testosteron oranlarının ciddi düzeyde arttığı gözlemlendi. Peki neden maraton değil de sprint? Maraton koşuları uzun sürelidir, vücuda dinlenmesi için zaman tanınmaz. Sonuçta uzun süre yapılan antrenmanda kortizol salgılanmasının artmasıyla erkeklik hormonu baskılanır. Yani sprint koşucularının maraton koşucularına göre bu konuda daha avantajlı olmasının asıl sebebi kortizol hormonunun daha az salgılanmasıdır.

11) Over Training Olmamaya Dikkat Edilmeli

Over training (sürantrenman) olunduğunda iki şekilde testosteron seviyesi düşer; birincisi kas miktarı azalmasına bağlı olarak, ikincisi kortizol hormonu salgılanmasına bağlı olarak. Over training olmamak için antrenman hacmi doğru bir şekilde ayarlanmalıdır.

TESTOSTERON SEVİYESİNİ BESLENME İLE ARTTIRMA

1) Turpgiller Bol Bol Tüketilmeli

Araştırmalar, turpgiller familyası içinde olan brokoli, Brüksel lahanası, karalahana, su teresi, kıvırcık lahana, yer lahanası, hardal otu, Çin lahanası, karnabahar ve kaşık otu gibi sebzelerin testosteron hormonu seviyesini arttırma konusunda yardımcı olabileceğini göstermiştir. Ayrıca bu sebzeler östrojen baskılamasına yardımcı olan indoller de içerir.

2) Testosteron Düşmanı Düşük Yağlı Diyetler

Penn State Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre; yüksek yağlı diyet uygulayan denekler, düşük yağlı diyet uygulayanlara göre bu konuda daha şanslı. Doğal olmayan ya da trans yağ haricindeki yağlar özellikle de doymuş yağlar çok önemli. Bu yağlar genel olarak zararlı olmalarına rağmen testosteron hormonu üretimi için gerekli ham maddeleri içeriyor.  Dolayısıyla bu hormonun üretimini arttırmak için doymuş yağ alınmalı fakat aşırıya da kaçmamak gerekiyor. Dengeli bir beslenme programı ile yağlardan alınması gereken kalorinin büyük bir kısmını tekli doymamış yağlardan almak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Tekli doymamış yağlarda doymuş yağlar gibi erkeklik hormonu üretiminde aktif bir rol oynuyor.

Dengeli bir beslenmede günlük kalori ihtiyacının %30’unu oluşturan yağları; avokado, fındık ve zeytinyağı içerisinde bulunan tekli doymamış yağ ve yumurta sarısı, tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı ette bulunan doymuş yağlardan almak testosteron üretimini arttırmak için etkili bir yol olacaktır.

3) Karbonhidrat Alımına Dikkat!

Karbonhidratlar testosteron hormonu seviyesinin belirlenmesinde büyük rol oynar. Araştırmalar 75 gr glikoz alımının bu hormonun seviyesini %25 azalttığını göstermektedir. Ayrıca metabolik sendromu olan erkeklerde de erkeklik hormonu seviyesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Metabolik sendrom sıklıkla, insülin direncine neden olan yüksek kan şekeri ile ortaya çıkar. Testosteron hormonu üretimi diğer hormonlar gibi yaşlandıkça azalır fakat uzun zaman boyunca insülin seviyesinin yüksek olması bu etkiyi daha da arttırır.  Kandaki insülin oranı çok fazla olduğu zaman bu hormon, kullanılmak yerine globüline bağlı kalır.

Karbonhidratı tamamen kesmek de erkeklik hormonu üretimi için bir engel oluşturmaktadır. Uzun süreli düşük karbonhidrat veya ketojenik diyetin, yüksek kortizol seviyelerine (özellikle egzersiz yapan kişilerde) ve azalmış testosteron hormonu seviyelerine yol açtığını gösteren birkaç çalışma vardır. Ayrıca, başka bir araştırmada ise karbonhidratın ağırlık antrenmanları sırasında bu hormonun seviyesini optimize ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak, testosteron hormonu üretimi için karbonhidrat almak gerekiyor fakat aşırıya kaçmamaya da dikkat edilmeli.

4) Yüksek Proteinli Diyetlerle Testosteron Patlaması

Protein, kas yapımı ve onarımının yanı sıra erkeklik hormonu seviyesinin yükselmesinde de aktif rol oynar. Yüksek proteinli diyetlere karbonhidrat da ilave edildiğinde karaciğer, böbrek ve testosteron hormonu üzerinde yararlı etkiler saptanmıştır.

5) Ham Madde Doymuş Yağ ve Kolesterol

Doymuş yağ ve kolesterolün testosteron hormonu üretiminde vazgeçilmez olduğu yapılan birçok araştırmayla kanıtlanmıştır.

6) Yüksek Dozda Şeker Testosteron Düşmanı

Yapılan bir araştırmada yaşları 19’la 74 arasında ortalama yaşları 51 olan 74 erkek deneğe 75 gram glikoz verildi. 0, 30, 60, 90 ve 120. dakikalarda kan örnekleri alındı. Araştırma sonucuna göre testosteron seviyesi ortalama %25 düşmüş olarak gözlemlendi. Yüksek dozda alınan şekerin diyabete neden olarak bu hormonun seviyesi üzerinde dolaylı etkisi de vardır. Testosteron hormonu üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri göz önünde bulundurarak şeker alımına dikkat etmekte fayda var.

7) Besin Değeri Yüksek Kuruyemişler

Badem, fındık, ceviz gibi kuruyemişler testosteron hormonu üretiminde rol oynayan sağlıklı yağları içerirler. Ayrıca, besin değeri açısından yüksek olan kuruyemişler kas yapmak için de biçilmez birer kaftandırlar.

8) Testosteron Hormonunun Vazgeçilmezi Et

Et, erkeklik hormonu arttırmak için yenebilecek en iyi besinlerden biridir. Özellikle ahırda değil de çeşitli otlarla beslenen bir otlak hayvanının eti çok daha iyidir. Çayırda serbest dolaşarak otlayan hayvanların etinde CLA’nın (Conjugated Linoleic Acid) yanı sıra omega 3 ağırlıklı sağlıklı yağlardan daha fazla vardır. Bu sağlıklı yağlara ek olarak bir biftekte testosteron hormonu arttıracak koenzim Q10 ve karnitin de bulunur.

9) Testosteron Dostu Kortizol Düşmanı Sarımsak

Kortizol adlı stres hormonu, testosteron hormonunu baskılar. Allicin adlı sarımsakta bulunan madde ise kortizol hormonu seviyesini azaltarak erkeklik hormonunun baskılanmasını engeller.

10) Aşırı Kahve Tüketimine Son

Çok fazla kahve içmek kortizol seviyesini yükseltmesinin yanı sıra uyku bozukluğuna neden olur. Uyku düzeninin bozulması ve yüksek kortizol seviyesi ise testosteron hormonu düşmanıdır.

11) Fıstık Ezmeli Kereviz

Bir kuruyemiş olan fıstığın erkeklik hormonu üzerindeki etkisi kerevizle daha da arttırılabilir. Kereviz androstenon ve androstenol adı verilen iki güçlü androjen içerir. Kereviz bu androjenler sayesinde testosteron hormonu üretimini arttırır.

12) Kırmızı Orman Meyveleri

Çilek, ahududu, böğürtlen, yaban mersini gibi kırmızı orman meyveleri, muz ve elma gibi meyvelerden daha az şeker içerir. Ayrıca meyveler içerdikleri antioksidanlar sayesinde serbest radikallerle savaşarak vücudu yaşlanmaya ve hastalıklara karşı korurlar. Hem vücudun sağlıklı kalmasını sağlayarak hem de östrojen hormonu baskılayarak testosteron hormonu etkinliğini ve üretimini arttırırlar.

13) Brokoli

Brokoli, en iyi testosteron arttırıcı sebzelerden biridir. Brokoli, vücut tarafından üretilen östrojen miktarını azaltırken erkeklik hormonu miktarının da yüksek seviyede kalmasına yardımcı olur.

14) Cıva Deposu Konserve Balıklara Dikkat!

Balığın sporcular için önemi büyük olsa da konserve balıktan uzak durmak gerekiyor. Konserve balıklar testosteron hormonu üretimini düşürebilecek yüksek miktarda cıva içerir.

15) Testosteron Düşmanı Lif

Zayıflama etkilerine yardımcı olmak, kan şekerini düzenlemek veya diyabetle mücadele etmek için çoğu kişiye daha fazla lif yemesi söylenir fakat aşırıya kaçmamaya dikkat etmek gerekiyor.

Çok fazla lif, genel testosteron seviyelerinde bir azalmaya neden olarak yağsız kas kütlesi yapmayı daha da zorlaştıracaktır. Yine de lifi tamamen bırakmamak gerekiyor; birçok testosteron arttırıcı besinde lif var. Önemli olan sadece lif içeren bu besinleri tüketmek yerine daha dengeli bir beslenme düzeni uygulayarak lif tüketimini belli bir seviyede tutmak. Böylece hem testosteron hormonu arttırıcı bu besinler tüketilebilir hem de lif tüketimi belli bir seviyede tutulabilir.

16) Vejeteryanlık ve Veganlığa Veda

Testosteron hormonu seviyesini yüksek tutmak için et önemlidir. Ayrıca soya ve lif ise testosteron hormonu seviyesini düşüren besinler. Vejeteryan ve veganlar ise bu hormonu arttırmak için yapması gerekeni yapmazken, yapmaması gerekini yapıyorlar. Eğer amaç bu hormonu arttırmak ve bu sayede daha fazla yağsız kas kütlesine sahip olmaksa vejeteryan ve veganlığa son vermek gerekiyor.

17) Trans Yağ Varsa Testosteron Yok

Trans yağlar sadece erkeklik hormonu için değil tüm vücut için zararlıdır. Günümüzde trans yağların genel sağlık üzerindeki olumsuz etkileri herkes tarafından kabul edilmiş bir gerçek. Böyle bir besinin damarları tıkarken, kalbe, beyne zarar verirken testosteron hormonu seviyesini yüksek tuttuğu veya arttırdığı düşünülemez.

18) Aralıklı Açlıkla Testosteron Patlaması

Aralıklı açlık, insülin, leptin, adiponektin, glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1), kolesistokinin ve melanokortin gibi libidoyu arttırdığı bilinen hormonları arttırarak testosteron hormonu üretiminde destekleyici bir rol üstlenir. Ayrıca yaşa bağlı testosteron hormonu azalmasını önler.

19) Günde 3 Öğün Yemek Önemli

Günümüzde fitness guruları yaygın olarak kas yapmak için 6 öğün beslenilmesi gerektiğini söyleyebilirler. Her ne kadar bu yaygın bir görüş olsa da kas yapmak için ideal yöntem değildir. Çok sık beslenildiği takdirde büyüme hormonu ve testosteron hormonu ciddi düzeyde azalır.

Bunun yerine günde 3 öğün yemek ve aralıklı oruç tutmak daha akıllıca olacaktır.

20) Organik Yiyecek Tüketimine Özen Gösterilmeli

Alışveriş yaparken mümkün olduğunca organik gıdaları tercih edin. GDO ve zararlı kimyasallar içeren besinler kanser ve birçok hastalığa neden olur. Ayrıca bu tür gıdalar yaygın olarak testosteron hormonu azaltan kimyasallar içermektedir.

21) Testosteron Dostu Zeytinyağı

Zeytinyağı vücudun kolesterolü daha iyi emmesine böylece testosteron hormonu üretilmesine yardımcı olur.

22) Ağır Diyetlere Son

Yüksek kalorili diyetler de düşük kalorili diyetler de vücuttaki tüm hormonal dengeleri bozabilir. Yüksek kalorili diyetlerde vücut hızlı yağlanacağından yağlanmaya bağlı olarak testosteron hormonu azalacaktır. Düşük kalorili diyetlerde ise vücuttaki kas miktarı hızlı bir şekilde azalacağından testosteron hormonu miktarı düşecektir. Bu nedenle dengeli bir diyet programı hem bu hormonun seviyesini korumak hem de genel sağlık açısından kritik derecede önemlidir.

23) Acı Bitter Çikolata ve Tatlı Faydası

Bitter çikolata, testosteron hormonu güçlendirmeye yardımcı olan ve vücuda çok sayıda vitamin ve mineral sağlayan antioksidanlar ve biyokimyasal bileşikler içerir. Bitter çikolata yerken dikkat edilmesi gereken kakao oranıdır. Kakao oranı ne kadar yüksek olursa o kadar iyi olur.

24) Soğan ile Testosteron Patlaması

Çok fazla soğan yendiğinde testosteron hormonu artması şaşırtıcı olmayacaktır. Yapılan bir çalışmada soğan suyu içirilen farelerin testosteron hormonu %300 den fazla arttı. Buradaki temel sorun ise farelere verilen soğan suyunun miktarı. Soğan suyu miktarının kilogram başına yaklaşık 1 gram olması 75 kg’lık birinin 75 gram soğan suyu içmesi anlamına geliyor. Burada belirtilen dozajın yarısını almanın bile iyi bir testosteron artışı sağlayacağı düşünülmektedir.

25) Östrojen Düşmanı Avokado

Avokado sadece sağlıklı bir yağ kaynağı değil, aynı zamanda harika bir E vitamini kaynağıdır. Bu vitamin, östrojeni düşürürken doğal olarak testosteron hormonu artırmaya da yardımcıdır.

26) Haftada 2 Somonla Yüksek Testosteron

Yağlı balık türleri erkeklik hormonu üretimini arttıracak bir başka protein kaynağıdır. Omega-3 yağ asitleri insülin duyarlılığını artırmaya, depresyonla savaşmaya, belleği iyileştirmeye, daha sağlıklı bir kalbi teşvik etmeye, kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve ayrıca doğal testosteron hormonu seviyesini arttırmaya yardımcı olur. Bunu, daha fazla testosteronu tetikleyecek olan hormon olan luteinize edici hormonun üretimini artırarak yapar.

27) Doğru Karbonhidrat Zamanlaması

Karbonhidratlar spordan veya yüksek enerji harcanacak bir işten hemen önce veya hemen sonra alınmalıdır. Hemen öncesinde alındığında protein ve yağlara göre kana hızlı karışan karbonhidratlar yağ olarak depolanmak yerine enerji kaynağı olarak kullanılacaktır. Enerji artışı ise spordaki verimliliği arttıracaktır. Yüksek enerji ile daha sert antrenman yapılabilecek bu da daha fazla testosteron hormonu demek. Ayrıca antrenmanda yapılan kaliteli yüklenmeyle kaslar daha iyi uyarılarak daha hızlı kas yapmak mümkün hale gelecektir. Daha fazla kas ise daha fazla testosteron hormonu demek. Hemen sonrasında alındığında ise vücutta boşalan glikojen depolarının dolması sağlanacak bu da daha hızlı gelişim ve dolayısıyla daha fazla kas demek.

28) Mucize Meyve Nar

International Journal of Impotence Research tarafından paylaşılan verilere göre iktidarsızlık problemi yaşayan erkekler her gün düzenli olarak nar suyu tükettiklerinde %47 oranında bir iyileşme görülüyor.

29) Östrojen Dostu Soya Tüketimine Son

Soya fasulyesi ve soya kullanılarak yapılan besinlerin kalp sağlığını koruduğunu, kolesterolü düşürdüğü, ömrü uzattığı ve prostat kanseri olasılığını düşürdüğünü ortaya konmuştu. Ancak bilim adamları, bundan böyle soyanın sağlık için faydaları konusunda o kadar da emin değil. Soyadaki genistein ve daidazein maddeleri kadınlarda baskın olan östrojen hormonuyla aynı işlevi görüyor. Günde 25 gr soya proteini tüketmek bile erkeklerin hormonal dengesini bozmaya yetiyor ve cinsel sorunlara neden olabiliyor. Connecticut Üniversitesine göre soya testosteron üretimini azaltıyor. Harvard Üniversitesi de soya ve soyalı gıdaların sperm sayısını %2’ye kadar düşürebildiğini ortaya koydu. Bol bol soya tüketen Çinli erkeklerde cinsel sorunlara ortalamadan yüzde 10 fazla rastlanması da soyanın erkekler için oluşturduğu riski doğrular nitelikte.

TESTOSTERON SEVİYESİNİ TEKVİYE GIDA VE BİTKİLER İLE ARTTIRMA

1) Kordiseps (Çin Tırtıl Mantarı)

Kordiseps ya da diğer adıyla Çin tırtıl mantarı. Adından da anlaşılacağı üzere bu mantar Çin’de yetişir fakat bu mantarı farklı kılan bir özelliği var; küçük böceklerde yetişmesi. Kordiseps mantarı küçük böceklerde yetişmekle birlikte en fazla tırtıllarda yetişir. Bu nedenledir ki Çin gibi tırtıllar da kordisepse isim vermiştir.

Birçok faydası olan kordiseps erkeklik hormonu arttırmakta da oldukça etkili. Öyle ki birçok testosteron hormonu arttırıcı ilacın içeriğine bile girmiş. Ayrıca, kordiseps kalp atış hızını düşürür, oksijen alımını ve kan akış hızını arttırır. Kordiseps, kafeinle aynı reseptörlere bağlanarak etkisini gösterir. Kahve gibi enerji arttırıcıdır fakat kahvenin zararlı etkileri yoktur. Bu nedenle kordiseps tüketilerek kahve bağımlılığının önüne de geçilebilir. Kordiseps, Çin dışında doğal olarak zor bulunabileceğinden kordiseps takviyeleri de kullanılabilir.

2) Besin Takviyelerinin Vazgeçilmezi Tribulus

Tribulus ya da diğer adıyla demir dikeni. Kuzey Amerika ve Asya’da yetişen bu bitki yüzyıllardır libido arttırıcı olarak kullanılır. Tribulus ilaç değildir, bu sebeple kullanımında sakınca yoktur. Doğrudan testosteron hormonu üretimine katılmaz ya da dışarıdan alınan bir hormon değildir. Tribulus hipofiz bezini uyararak LH (luteinize edici hormon) salgılanmasını sağlar. Luteinize edici hormon salgılanmasıyla birlikte testosteron hormonu üretimi de tetiklenir. Tribulus etkisini hipofiz bezini uyararak gösterir ki bu da doğal yollarla testosteron hormonu üretimi demek. Tribulus bu gücünü içerdiği saponin ve protodiosin adı verilen maddelerden alır. Doğal olarak tüketilebileceği gibi gıda takviyesi olarak tüketimi de oldukça yaygındır.

3) Çemen Otu

Batı Asya’dan Güney Avrupa’ya kadar geniş bir alanda yetişen çemen otu Türkiye’de de yetişmektedir. Türkiye’de en çok kullanılan şehirler olan Yozgat ve Kayseri’deki yöresel adı çemen otudur. Çemen otu güçlü bir testosteron hormonu arttırıcı olarak bilinmektedir. Çemen otunun bir diğer avantajı ise ağırlık egzersizlerinden sonra kas kütlesini arttırmasıdır. Çemen otu kas kütlesi kazanımını insülin hormonu salgılanmasını tetikleyerek sağlar. İnsülin hormonu bilindiği üzere kas kütlesini arttırmaya yardımcı hormonlardan biridir.

4) Ginseng

Ginseng Asya’da içecek ve yiyecek olarak sıklıkla tüketilen ve fizyolojik sağlığa olumlu yönde güçlü etkileri olan bir bitkidir. Ginseng sağlığa birçok faydasıyla birlikte testosteron hormonu üretimini de destekler. Ginseng doğrudan merkezi sinir sistemini ve gonadal dokuları uyararak ereksiyonu kolaylaştırır. Ginseng ayrıca, argininin nitrik oksite dönüşümünü artıran ve kas kütlesinin oluşturulmasına yardımcı olan ginsenositleri de içerir.

5) D Vitamini

D vitamini hızla dünyanın en popüler vitaminlerinden biri haline geliyor. Araştırmalar, çeşitli sağlık yararlarına sahip olduğunu ve aynı zamanda doğal bir erkeklik hormonu arttırıcı olarak da kullanılabileceğini göstermiştir. Önemine rağmen, D vitamini içeren gıdalar ya da takviyeler tüketilmemekte; dünyada en çok eksikliği yaşanan vitaminlerden biri olarak göze çarpmaktadır. 12 aylık bir çalışma, günde yaklaşık 3.000 IU D3 vitamini takviyesi yapmanın testosteron düzeylerini %25 civarında arttırdığını gösterdi.

Testosteron hormonu seviyesini arttırmak için D vitaminini yalnızca güneşten almak yetmiyor; D vitamininin bir kısmı beslenme yoluyla alınmak zorunda. Ayrıca D vitaminin güneşten alınması gereken kısmı için, Türkiye’de günde 15-20 dakika güneşte kalmak yeterli. Dolayısıyla paçaları sıvayarak pancar gibi kızarana kadar güneşlenmenin bir yararı yok, aksine bunu yapanlar kansere davetiye çıkarmış oluyorlar. Erkeklik hormonu seviyesini artırmak ve D vitamininin diğer yararlarını elde etmek için, düzenli olarak günde 15 dakika güneş ışığına maruz kalmak ve günde yaklaşık 3.000 IU D3 vitamini takviyesi almak yeterli.

6) Multivitamin

Vitamin ve minerallerin vücut için hayati öneme sahip olduğu tartışılmaz bir gerçek. Proteinler vitaminlerle birleşerek koenzim, minerallerle birleşerek kofaktörleri oluştururlar. Koenzim ve kofaktörler enzimlerin faaliyetlerinde rol oynadıklarından çok önemlidir. Enzimlerin faaliyetleri ise doğrudan ve dolaylı olarak diğer hormonlara da etki eder. Bununla beraber her bir vitamin ve mineralin ayrı ayrı görevleri vardır. Tüm vitamin ve mineralleri dengeli bir şekilde alan bir insan daha sağlıklı ve zinde olur. Ayrıca, vücudun biyolojik fonksiyonları da olması gereken seviyede olur. Vücutta gerçekleşen tüm biyolojik olaylar birbirleriyle bağlantılıdır. Örneğin, LH (luteinize edici hormon) salgılandığında testosteron hormonu üretimi de tetiklenir. Multivitaminlerin genel sağlığa, vücutta gerçekleşen biyolojik olaylara etkileri düşünüldüğünde bu hormonun üretimi için önemi daha da iyi anlaşılıyor. Sonuç olarak multivitamin kullanmak genel sağlık açısından yararlı fakat vitamin ve mineral oranlarına dikkat etmek gerekiyor. Organik besinlerle doğal yoldan karşılanabiliyorsa multivitamin takviyesi kullanmamak daha akıllıca olur.

7) Ashwagandha

Ashwagandhanın anavatanı Hindistan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun kuru bölgeleridir. Hindistan’da altrenatif tıp alanında 4000 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Ayurveda ve siddha şifacıları ashwagandayı birisi hasta olduğunda vücudu güçlendiren bir iksir olarak kullanırlardı. Ashwagandha Hint ginsengi olarak da bilinir. Bu ismin verilmesinin sebebi, tıpkı Çin ginsengi gibi bir adaptojen özelliği göstermesi. Canlandırıcı olarak bilinen ginsengin aksine, ashwagandha rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Öyle ki Latincede somnifera yani uyku getiren anlamına gelir.

Kısır erkeklerde testosteron hormonu arttırdığını gösteren çok sayıda çalışma vardır. Etkisini hissedebilmek için kaliteli bir ürün kullanmak gerekiyor. Ashwagandha ayrıca stresle mücadeleye yardımcı olur ve enerjiyi arttırır. Stresi azaltmayı kortizol hormonunu baskılayarak gerçekleştirir. Kortizol hormonunun azalması testosteron hormonu üretimi için pozitif etki sağlar. Stres hormonu olan kortizol hormonunu azaltarak göbek çevresinde birikmiş yağların erimesine de katkıda bulunur. Bu nedenle, zayıflamak ve karın kası yapmak isteyenlere de yardımcı olur. Vücut geliştirme ve fitness ile ilgilenenler için yararlı bir takviyedir; kaslara oksijen akışını arttırarak vücut geliştirmeye yardımcı olur.

8) Zencefil

Kur’an’da adı geçen tek baharat olan zencefilin faydaları saymakla bitmez. Zencefil, cinsel yetersizliğin tedavisinde faydalı olmakla birlikte, sperm miktarını da önemli derecede arttırmaktadır. Bu nedenle kısırlık tedavisi için bal ile karıştırılan zencefil, macun haline getirilerek yenir.  Zencefil üzerine yapılan araştırmaların çoğu hayvanlarda yapılmıştır. Bununla birlikte, kısır erkeklerde yapılan bir çalışmada zencefilin testosteron hormonu seviyesini %17 oranında arttırabildiği bulunmuştur.

9) Azgın Teke Otu

Eski çağlardan günümüze kadar ulaşmış olan bu bitkinin hikayesi azgın teke otunun etkilerini daha iyi anlatmaktadır. Çin’de çocukları olmayan bir aile bu bitkiyi kullanıp çocuk yapınca azgın teke otu adıyla günümüze kadar gelmiştir. Azgın teke otu asıl gücünü içerdiği icariin adlı maddeden almaktadır. İcariin, cinsel istek, güç ve hatta atletik performans için destekleyicidir. İcariin özü verilen farelerde yapılan bir araştırmada, icariin özünün üreme organlarının genel durumunu iyileştirdiğini ve icariin özü verilmeyen farelere kıyasla serbest testosteron hormonu seviyesini arttırdığı görüldü.

10) Kadife Fasulye

Ronnie Coleman Signature Series RESURRECT adlı üründe de kullanılan kadife fasulye, Afrika ve Hindistan’ın tropikal bölgelerinde ve Karayiplerde yetişen tropikal bir baklagildir. Kadife fasulye yüksek oranda L-DOPA içerir. L-DOPA beyin için önemli bir kimyasal olan dopamine dönüşür. Dopamin, duygudurum, cinsellik ve hareket ile yakından ilgilidir.  Ayrıca, kadife fasulye doğal bir şekilde GH ve testosteron hormonu üretimi için oldukça etkilidir.

11) Shilajit

Shilajit, Hindistan’ın kuzeydoğusu ve Asya kıtasının diğer bölgelerindeki dağlarında, yükseklerdeki kayaların aralarından sızan, zengin mineraller içeren inorganik bir maddedir. Sanskritçe dilinde shilajit kelimesi, “dağların fatihi ve zayıflığın yıkıcısı” anlamına gelir. Shilajit, yaz mevsiminde sıcaklar nedeniyle büyük beyaz maymunların dağlara göç etmelerini izleyen köylüler tarafından keşfedilmiştir. Köylüler, maymunların kayaların arasından çıkan koyu renkli, yapışkan, katran benzeri bir çiğnediğini görmüşler. Köylüler, maymunların güçlü olmasını, uzun yaşamalarını ve en akıllı hayvanlardan biri olmalarını bu maddeye bağlamışlardır.

Shilajit, ılık doğal süt ile beraber alındığı zaman cinsel isteklilik arttırıcı bir etki yapar ve besinlerin vücut tarafından en iyi şekilde kullanılmasını sağlar. Cinsellik üzerinde hormonal olmayan tedavi yöntemleri ile deneyen Bulgar bilim adamları shilajit üzerinde de çalışma yapmışlar. Bulgar bilimadamları günde 750 mg. shilajit yiyen erkeklerin testosteron hormonu seviyelerinde %30 oranında bir artış keşfetmişlerdir. Bununla beraber sperm sayısı, hız ve hareketliliği de artıran shilajit sporcular için iyi bir iyi bir maddedir.

12) Tongkat Ali

Tongkat Ali Malezya kökenli bir şifalı bitkidir. Bu çiçekli bitkinin değerli biyoaktif içeriği köklerinin içinde bulunur. Köklerinden elde edilen bileşikler geleneksel bitkisel ilaçlarda kullanılır.

British Journal of Sports Medicine adlı dergide yayınlanan bir makalede, Tongkat Ali’nin (TA) quassinoid denilen bir grup bileşik içerdiği belirtildi. Quassinoidler, terapötik sağlık yararları olan bitkilerden elde edilen moleküllerdir. Tongkat Ali, afrodizyak özelliklere sahip olduğu ve erkeklik hormonu seviyelerini arttırdığı gösterilen birkaç bileşik içerir.

Journal of the International Society of Sports Nutrition adlı dergide yayınlanan bir makaleye göre, uygun şekilde standartlaştırılmış Tongkat Ali, serbest testosteron hormonu salgılanmasını uyarmakta, cinsel dürtüyü arttırmakta, yorgunluğu azaltmakta ve daha iyi hissetmeyi sağlamaktadır. Ek olarak, devam eden çalışmalar Tongkat Ali’de kanserle mücadele bileşiklerini keşfetmiştir.

Tongkat Ali, British Journal of Sports Medicine adlı dergide yayınlanan bir makaleye göre, daha kolay kas yapmaya yardımcı oluyor. 14 sağlıklı erkeğin yarısı plasebo ve diğer yarısına da Tongkat Ali verilen bir pilot çalışma yürütülmüştür. Çalışma 5 haftalık bir süre zarfında gerçekleştirildi ve Tongkat Ali kullananlar plasebo grubuna kıyasla şu sonuçları gösterdi:

  • Yağsız kütlede önemli bir artış
  • Vücut yağ yüzdesinde önemli bir azalma
  • Gücünde önemli bir artış
  • Kol çevresinde önemli bir artış
  • İleri seviyede kas toparlanması

Diğer hayvan araştırmaları, Tongkat Ali takviyesi ile erkeklik hormonu üretiminin arttığını gösteriyor ve insanlarda kas kütlesinin ve kuvvetinin artmasından sorumlu olduğu biliniyor. Yine de bu bulguları doğrulamak için daha fazla insan araştırması gereklidir.

13) Testosteron Hormonunun Vazgeçilmezlerinden Çinko

Çinko, erkek üreme sistemi içindeki en önemli minerallerin içerisinde yer alır. Erkek üreme sisteminde hormon metabolizması, sperm üretimi ve hareketinde aktif rol oynar. Çinko, androstenediyon hormonunun testosteron hormonuna dönüştürülmesi için gereklidir. Çinko eksikliği, östrojen reseptörlerini arttırırken, androjen reseptörlerini azaltır ve testosteron hormonunun östrojene aromatizasyonunu (bu hormonunun aromataz enzimleri tarafından östrojene dönüşmesi) bile artırabilir! Çinko eksikliği üzerine yapılan çalışmalarda, çinko eksikliğinin erkeklik hormonu ve sperm üretiminde azalmaya yol açabileceği bulunmuştur. Erkeklerde çinko eksikliğinin kısırlığa neden olabileceğini düşündüren bir çalışmada, sperm sayısı az olan kısır erkeklerin çinko seviyesi olması gereken seviyenin altında görülmüştür.

Sperm miktarı ve hareketliliği üzerine çinko etkisini araştıran birçok çalışma yapılmıştır. Tüm çalışmalar, özellikle de düşük erkeklik hormonu seviyesine sahip olan erkeklerin sperm sayısını arttırmada, çinko alımının önemini göstermektedir. Çinko etkisi araştırılan bir çalışmada sperm sayısı düşük olan 37 kısır erkek 5 yıl boyunca izlenmiş. Kısır erkeklere 45 ile 50 günlük süre zarfında 60 mg çinko sülfat verilmiş. Çünkü verilmeden önce testosteron hormonu seviyesi düşük olan 22 kısır erkekte, sperm sayısı 8 milyondan 22 milyona çıkmış. Bununla beraber testosteron hormonu seviyeleri de artmış ve 22 çiftin 13’ünde gebelik görülmüş. Ancak hormon seviyesi normal düzeyde olan 15 kısır erkeğin hormon seviyesinde bir değişikliğe rastlanmadı ve sperm sayısı artmasına rağmen gebelik görülmedi.

14) Vitamin C

C vitamini, genel kortizol hormonu seviyesini baskılamaya ve aromataz enziminin yapımını düşürmeye yardımcı olan ve böylece testosteron hormonu seviyesinin yüksek kalmasına yardımcı olan kritik derecede önemli bir vitamindir.

Yetişkinler için önerilen günlük c vitamini miktarı 50 ile 75 mg arasında değişmektedir. Sigara içmenin C vitamininin kandaki seviyesini azaltıcı etkisi olduğu için sigara içen kişilerin daha çok C vitamini almaları gerekmektedir. Bununla beraber spor yapanların ve hormonal etkisinden yararlanmak isteyenler dozu 100 mg civarına kadar arttırabilir.

15) Resveratrol

Popülerliğini sağladığı sağlık artırıcı özelliklerinden dolayı görece yeni bir takviye olan resveratrol. Doğal olarak üzümlerde bulunur, ancak bundan gerçekten faydalanabilmek için ya çok fazla üzüm yemek ya da bir az kırmızı şarap içmek gerekiyor. Neyse ki, takviyeler bu etkiyi veren üzümlerdeki resveratrol adlı maddenin alınımını daha kolay hale getirdi. Bu takviyenin kullanılması, doğal testosteron hormonu seviyesinin yükseltilmesine yardımcı olabilir. Yine de Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli Prof. Richard Semba ve ekibinde çalışan araştırmacılar, “resveratrol” maddesi üzerine yaptıkları araştırmalarda, sağlığa yararlı olduğuna dair en ufak bir kanıt bulamadılar.

16) Forskolin

Forskolin, Coleus Forskohlii bitkisinin köklerinden elde edilen bir bitki özüdür. Forskolin cAMP’ın (siklik adenozin monofosfat) hücresel seviyelerini arttırır, bu da hormon aktivitesini arttırır. (“cAMP” hormonlar ve vücut hücreleri arasında bir haberci görevi görür).

Bazı çalışmalar, 250mg forskolin alımının testosteron hormonunu %33 arttırdığını göstermiştir ancak test denekleri şişman erkeklerdi.

17) Aspartik Asit

Proteinlerin yapısını oluşturan 20 standart amino asitten biridir, anyonik formuna verilen isimle aspartat olarak da bilinir. Vücuda zararlı amonyağın atılmasına katkıda bulunur. Dolaşım sistemine girdiğinde toksik bir madde haline gelen amonyak merkezi sinir sistemi için tehlike oluşturabilir. Yapılan çalışmalar sonucunda aspartik asitin, dayanıklılık arttırıp, yorgunluk azaltılabileceği görülmüştür. Aminoasitlerin çoğunda olduğu gibi d ve l izomerlerine sahiptir. Aspartik asitin doğada bulunan izomeri L- Aspartik asit’dir. Bu makalede ya da bilimsel makalelerde Aspartik asit yalnızca Aspartik asit olarak bahsedilmişse, anlaşılması gereken L- Aspartik asit’dir. Hipotalamusu uyararak, D-Aspartik Asit; luteinize edici hormon (LH), folikül uyarıcı hormon (FSH) ve büyüme hormonu (GH) salgılanmasını sağlar.

Aspartik asitin büyüme hormonuna etkisi araştırılan bir çalışmada, 30 yaşından sonra büyüme hormonu (GH) seviyesinin 10 yıllık periyotlarla %12-15 arası düştüğü görülmüştür.

Araştırmalar sonucunda, folikül uyarıcı hormon (FSH) ve luteinize edici hormon (LSH) düzeylerini arttırdığı görülmüştür. Luteinize edici hormon (LSH) önemlidir çünkü, testislerde yer alan Leydig hücrelerinin daha fazla testosteron hormonu üretmesine neden olur.

İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda, 12 günlük D-aspartik asit takviyesinin luteinize edici hormon (LH) düzeyi ile birlikte testosteron hormonu üretimini ve vücutta dolaşan testosteron hormonu miktarını arttırdığı görülmüştür. Ayrıca sperm sayısı ve kalitesini de arttırdığı bilinmektedir. 90 gün süren bir çalışmada sperm üretiminde bozukluk olan erkeklere D-aspartik asit takviyesi verilmiş, ml başına sperm sayısı 8,2 milyondan 16,5 milyona yani iki katına çıktığı tespit edilmiştir.

Üretkenlik Biyolojisi ve Endokronolojisi’nin yayınladığı bir çalışmada, 23 erkek 12 gün boyunca D Aspartik Asit takviyesi almış. 23 erkekten 20’sinin testosteron hormonu seviyesi %42 artmış olarak görülmüş.

TESTOSTERON SEVİYESİNİ YAŞAM BİÇİMİ VE ALIŞKANLIKLAR İLE ARTTIRMA

1) Yeterli Uykunun Önemi Kritik!

İyi bir uyku almak insan sağlığı için diyet ve egzersiz kadar önemlidir. Uyku, her sistemin uygun dengede çalışması için vücudun kendini restore ettiği ana zamandır. Uyku eksikliği, vücudun doğru çalışması için ihtiyaç duyduğu hormon ve kimyasalların seviyesini olumsuz yönde etkileyebilir. Önemi bu kadar büyük olan uyku, günümüz modern toplumlarının başlıca sorunları arasında.

Her ne kadar bazı insanlar daha az uyku ile iyi gözükse de araştırmalar gecede 7-10 saat arası uyumanın, uzun vadede sağlık ve erkeklik hormonu seviyesi açısından en iyisi olduğunu göstermektedir.

Chicago Üniversitesi’nden bir araştırma, yeterince uyuyamayan erkeklerde erkeklik hormonu seviyesinde azalma olabileceğini buldu. 24 yaş civarında 10 sağlıklı erkek, 1 hafta boyunca evde gecede 8 saat uyudu. Sonraki 11 geceyi laboratuvarda geçirdiler. Laboratuvarda geçirdikleri 3 gece boyunca gecede 10 saat uyudular. Laboratuvarda geçirdikleri takip eden 8 gece boyunca gecede 5 saat uyudular. Doktorlar kanlarını kontrol ettiklerinde araştırma sonuçları şaşırtıcı değildi. Araştırmacılar sadece 1 haftalık sınırlı uykudan sonra, gündüz testosteron seviyelerinin yüzde 15’e kadar düştüğünü bulmuşlardır. Buna karşılık, normal yaşlanmada testosteron hormonu seviyesinin yılda sadece yüzde 1-2 oranında azaldığı görülmüştür.

2) Stres ve Kortizol Seviyesine Dikkat!

Araştırmalar, her zaman için kortizol hormonu seviyesini yükselten uzun süreli stresin tehlikelerini vurgulamaktadır. Kortizoldeki doğal olmayan yükselmeler hızlı bir şekilde testosteron azaltabilir. Bu hormonlar tahterevalli gibidir; biri yükseldikçe diğeri aşağı iner. Stres ve yüksek kortizol ayrıca gıda alımını, kilo alımını ve organlardaki zararlı vücut yağlarının depolanmasını artırabilir. Buna karşılık, bu değişiklikler testosteron seviyesini olumsuz yönde etkileyebilir.

Hem optimal sağlık hem de hormon düzeyleri için, yaşam boyunca tekrarlayan stresli durumları azaltmakta fayda var. Bütün yiyecekleri, düzenli egzersizleri, iyi uykuyu, kahkahaları ve dengeli bir yaşam tarzını temel alan bir diyet çok önemli. Tüm bunlar kortizol hormonunu ve stresi azaltmakla kalmaz, sağlık ve testosteron hormonu seviyelerine olumlu yönde katkı yapabilir.

Araştırmalar, testosteron seviyesi artması durumunda bile (stresli bir ortamda yapılması zor olacak) vücudun, kortizol salgılanması sebebiyle olumlu etkileri engelleyeceğini gösteriyor. Bu yüzden yaşam boyunca stres en aza indirilmeye çalışılmalı. Ayrıca, yüksek stres seviyeleri, yağ kazancı ile oldukça ilişkilidir. Stres kaynaklı olan kortizol hormonu, özellikle de göbek çevresinde yağlanmanın en önemli faktörüdür.

3) Alkollü İçkilere Veda

Günümüzde, faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışma konusu olan alkol üzerine birçok araştırma yapılmıştır. Araştırmaların bir kısmı alkolü faydalı bulurken bir kısmı da zararlı bulmaktadır. Alkolün zararlı olduğu kanısına varılan araştırma sonuçlarında az miktarda (günde bir kadeh kırmızı şarap) içki içen bireylerde genel olarak bir sağlık sorununa rastlanmamıştır. Çok fazla içki içen erkeklerin ise testosteron hormonu seviyesinin 24 saat sonra %20-23 oranında azaldığı gözlenmiş. Ayrıca düzenli olarak çok fazla içki içen erkeklerde yüksek oranda östrojen hormonuna rastlanmıştır. Bunlara ek olarak, alkol vücuttaki çinko miktarını da azaltır. Bu nedenle alkol tüketen kişilerin çinko alımını yüksek tutması önerilmektedir.

Amerikan Ulusal Alkol Suistimali ve Alkolizm Enstitüsü’ne göre, alkol kullanımı erkek üreme sağlığı ile ilgili bezleri ve hormonları negatif yönde etkiler. Ayrıca, alkol hormonal reaksiyonlara ve hücre hasarına neden olmasıyla testosteron hormonu üretimini baskılayabilir ya da seviyesini düşürebilir.

4) Sigaraya Veda

Sigara içerisinde sağlığa zararlı 4 binden fazla madde barındırır. Aksine sigaranın içerisinde bulunan her bir madde sağlık için son derece zararlıdır. Peki sigarada neden bu kadar madde kullanılıyor? Amaç sadece sigaraya olan bağımlılığı arttırmak mı? Eğer amaç bağımlılık arttırmaksa neden kenevir değil de tütün kullanılıyor?

Tüm bu soruların cevabını aradığımızda ulaşılan sonuç hiç de şaşırtıcı değil. Öncelikle kenevir tütüne göre daha fazla su ister dolayısıyla üretimi daha zordur. Kenevir tütüne göre daha çok bağımlılık yapar ama tütün tercih edilir. Bunun sebebi üretim kolaylığı mı? Tabi ki değil. Sigaranın içine öyle maddeler katılır ki saf kenevire göre maliyet ve üretim zorluğu artar. Eğer amaç bir şeye bağımlılık yapıp satmak olsaydı bu sigara olmazdı çünkü maliyet ve üretim zorluğu daha fazladır. Öyleyse amaç sigaraya bağımlılık yapmak değil.

Sigaranın içerisine 4 binden fazla zararlı madde katılıyor ama hiçbir din adamı, tarikat lideri sigara haramdır demiyor. Sağlığa yararları tartışılan kırmızı şarap haramken sigara neden haram değil? İçerisinde 4 binden fazla sağlığa zararlı madde bulunduran sigara yasak değilken hiç zararlı madde bulundurmayan hatta eskiden tıbbi amaçlı kullanılan kenevir neden yasak? Alkollü içkiler neden yasak? Oyun büyük! Sigaranın tüm alternatifleri bir bir saf dışı bırakılıyor. İnsanlar rahatlama ve stres atma amacıyla sigaraya mecbur bırakılıyor. İnsanlar sigaraya mecbur bırakılıyor çünkü dünya nüfusu kapitalizmin efendilerine (dünyanın gizli yöneticilerine) göre gereğinden fazla arttı. Amaç nüfus kontrolü. Düzenli sigara içenlerde kısırlık oranlarına ve kısırlığın yaygın olduğu ülkelere bakıldığında gerçeği görmek mümkün. Bu kadar sağlığa zararlı olan maddeyi içeren sigaranın testosteron hormonu gibi üremede kilit role sahip bir hormonu arttırması beklenemez.

5) Östrojen Arttırıcı Maddelere Dikkat!

BİSFENOL A (BPA)

Birçok plastik bisfenol A (BPA) içerir; BPA zayıf bir sentetik östrojendir. Plastik yapımında kullanılan birçok kimyasal madde gibi, BPA da bir hormon bozucudur; hormonları engelleyebilir veya taklit edebilir. Araştırmalar BPA’nın vücutta östrojen benzeri etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, plastik kullanmak gerekiyorsa, ısıtmamaya dikkat edilmeli (plastik, bulaşık makinesinde veya mikrodalgada olmamalıdır!). Konserve yiyeceklere dikkat etmek gerekiyor, genellikle konserve kutularında BPA bazlı bir reçine vardır, bu yüzden BPA içermeyen teneke kutular kullanmak daha doğru olacaktır.

PARABEN

Parabenler, kozmetik ve eczacılık ürünlerinde kullanılan koruyuculardır. Diş macunlarında, bronzlaşma ürünlerinde, yağlayıcılarda, tıraş jellerinde, şampuanlarda ve nemlendiricilerin içinde başka şeylerde bulunurlar. Bazı yiyecekler ayrıca paraben içerir.

Parabenler literatürde hala tartışılmaktadır, ancak vücudun bu maddeleri absorbe ettiğini ve tamamının idrarla atılmadığını gösteren kanıtlar vardır. Ayrıca vücudun endokrin sistemini bozduğu ve östrojen benzeri etkileri olduğu da iyi bilinmektedir.

CİLDE SÜRÜLEN KREMLER

Plastik ve BPA içeren maddelerden kaçınmak kadar cilde sürülen şeylerde önemlidir. Cilt de bir organdır. Nasıl solunumun bir kısmı cilt sayesinde yapılıyorsa, nasıl steroid jelleri emiyorsa cilde sürülen diğer maddeleri de emer. Emilen maddelerse doğrudan kana karışır. Dövme yaptırmanın kansere yakalanma ihtimali de aynı sebeptendir. Dövmede kullanılan maddelerin kana karışması kanser oluşumuna zemin hazırlar. Güneş koruyucu kremler de en önemli östrojen arttırıcı maddelerin içerisinde yer alır. Güneş koruyucu kremler genelde endokrin sistemini bozan östrojenik kimyasallar içerirler. Unutmamak gerekiyor ki amaç östrojeni en düşük seviyede tutmak veya azaltmak! Oktil-metoksisinamat gibi kimyasallar çoğu güneş kreminde bulunur ve hormon taklit edicidirler. Ayrıca, bir UVB engelleyici olan Homosalate de yaygın olarak kullanılır ve hormon bozulmasına neden olur.

Hayvanlar üzerinde yapılan bazı çalışmalar, güneş kremlerinin üreme sistemine etki ettiklerini ortaya koymaktadır. Avrupa’da anne sütü üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda güneş kremindeki kimyasal filtrelere rastlanmıştır. Bu nedenle gelişmekte olan fetus ve yenidoğan bebeklerin de bu kimyasal maddelere maruz kalabileceğini düşündürmektedir.

6) Dik Durmak Çok Önemli

Dik durmak önemlidir. Kimse eğik yürüyen bir sporcu ya da ünlü bir şahsiyet hayal etmez. Dolayısıyla dik durmak özgüven ve gücün simgesi haline gelmiştir. Aynı zamanda dik durmayı alışkanlık haline getirmek düzgün postürü korumaya ve varolan postür bozukluğunun iyileşmesine yardımcı olur.

Dik durmanın sağlığa etkisi üzerine yapılan bir çalışmada, dik durmayı alışkanlık haline getiren erkeklerin testosteron hormonu seviyelerinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

7) Rekabet Duygusu

Rekabet duygusu yüksek olan insanlar bir işi başarmakta oldukça kararlıdırlar. Azimli karakterleri sayesinde sınır tanımazlar; bedenlerini, akıllarını zorlarlar. Rekabet duygusu yüksek insanların kendilerini bu kadar zorlamaları doğal olarak vücut kimyalarına da yansır.

Texas Üniversitesindeki bir araştırmada bunu doğrular nitelikte. Araştırma, psikoloji araştırmacıları Robert Josephs and Pranjal Mehta tarafından yürütüldü. Josephs ve Mehta birbirlerine karşı yarışan kişileri izlediler. Yarışma sonunda gerekli tahliller yapıldı. Tahlillerden sonra Josephs ve Mehta yarışmacılara tekrar yarışmak isteyip istemediklerini sordular. Yarışmayı kaybedenlerden testosteron seviyesi yükselenlerin %70’i yeniden yarışmak isterken, düşenlerin %80’i yarışmayı reddetti.

8) Sıcak Testis Düşük Testosteron

Bu konuda yapılan tüm çalışmalar, testislerin çok ısınması durumunda sperm üretiminin ve testosteron üretiminin azaldığını gösteriyor. Bu yüzden sıkı külot giymekten kaçınmak gerekiyor. Ayrıca çıplak uyuyarak ve soğuk duş almak da fayda sağlayabilir. Unutulmamalı ki testislerin vücudun dışında asılı olmasının bir nedeni var!

9) Yaşam Kaynağı Güneş Işığı

Güneş ışığı deyip geçmemek gerek. Güneş ışığı kemik ve kas sağlığı için çok önemli olan D vitamini üretiminde kilit rol oynar. Ayrıca, Avusturya’daki Graz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin raporuna göre, D vitamini testosteron hormonu seviyesini %90 civarında arttırıyor.

D vitaminin bir kısmı besinlerden alınması gerekirken bir kısmı da güneşten alınmak zorundadır fakat güneşten d vitamini almak için saatlerce güneşlenmenin bir anlamı yok. Saatlerce güneşlenmek yarar çok zarar getirir; cilt kanserine davetiye çıkarır. Güneşten d vitamini almak için Türkiye gibi orta enlemlerdeki ülkelerde yaklaşık 10-15 dakika kadar güneşte kalmak uzmanlar tarafından yeterli görülüyor.

TESTOSTERON SEVİYESİNİ DİĞER ARTTIRMA YÖNTEMLERİ

1) Testosteron Düşmanı Göbek Yağları

Bilindiği üzere testosteron ve östrojen hormonları birbirine zıt hormonlardır; biri yükselirken diğeri düşer. Haliyle de östrojen hormonu seviyesinin yükselmesi istenen bir durum değildir. Erkeklerde östrojen hormonu yüksekliğinin en büyük belirtilerinden biri de göbek çevresinde meydana gelen yağlanmadır. Göbek çevresinde meydana gelen yağlanma sadece östrojen hormonu yüksekliğinden kaynaklanan bir belirti değildir. Göbek çevresindeki yağlanma aynı zamanda östrojen hormonunun yükselmesine neden olan sebeplerden biridir. Kısaca östrojen hormonu göbek yağı yaparken göbek yağı da östrojen hormonu seviyesini arttırmaktadır. Bu bir kısır döngüdür. Bu kısır döngü ancak göbek çevresindeki yağlardan kurtulmak için uygulanan diyet ve antrenman programlarıyla son bulabilir.

2) Basit Bir Tiroid Testinin Büyük Önemi

Bir erkeğin her yıl, özellikle de 45 ve 50 yaşını geçtikten sonra yapması gereken bazı testler vardır. Ancak bu testlere eklenmesi gereken öyle bir test var ki o da tiroid fonksiyon testi. Hipotiroidizm varsa, tiroid bezinin vücudu ve metabolik işlevleri güçlü tutmak için gereken hormonu yeterince üretemediği bir durum varsa, bu doğal testosteron hormonu üretimini ciddi bir şekilde etkileyebilir. Bu testi yaptırmamak aptallık olur çünkü bu hastalık günde sadece bir doz ilaçla düzeltilmesi çok kolay olan bir şey.

3) Radyasyondan Uzak Durulmalı

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler özellikle de telokominikasyon alanındaki gelişmeler insan hayatına büyük kolaylıklar getirmiştir. Yaşanan bu teknolojik gelişmeler kolaylıklar getirmekle beraber insan hayatını ve sağlığını tehdit eden birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Wifi, bluetooth, 2g, 3g, 4g, 5g, radar cihazları, radyo ve tv yayını kaynaklı radyasyonun yanı sıra özellikle metropollerde sık sık karşılaşılan güvenlik kontrolü için konulan x-ray cihazları insanları en fazla radyasyon bombardımanına tutan teknolojiler. Yine de insanlar bu kadar radyasyon bombardımanına tutulmasına rağmen hallerinden pek de şikayetçi görünmüyorlar ya da radyasyonun zararlarının farkında bile değil.

Radyasyonun insan sağlığına ve erkeklerin cinsel sağlığına yönelik etkisini araştıran birçok çalışma yapılmıştır. Radyasyonun erkeklerin cinsel sağlığı üzerine etkisini fareler üzerinde araştıran bir çalışmada fareler 3 gruba ayrılarak incelenmiş. Bu gruplardan biri wireless cihazlarının yaydığı radyasyona eşdeğer 2450 MHz değerindeki manyetik alana maruz bırakılmış. Deney 4 hafta boyunca devam etmiş ve fareler 2450 MHz değerindeki manyetik alana günde 1 saat maruz bırakılmış. 1 ay sonunda 3 grubu inceleyen araştırmacılar için sonuç hiç de şaşırtıcı olmamış. Radyasyona maruz bırakılan farelerin toplam testosteron seviyesi 1.258 ng/dL iken diğerleri 2.47 ve 2.165 olarak bulunmuş.

4) Kırmızı Işığın Şaşırtıcı Faydası

Kulağa biraz garip gelebilir ama ciddi anlamda testislerde kırmızı ışığa maruz kalmanın testosteron hormonu seviyesini arttırdığı gösterilmiştir. Kırmızı ışık tedavisi, bununla ilişkili organlardaki enerji üretimini doğrudan uyararak diğer steroid hormonlarını artırabilir. Kırmızı ışık vücuda derinlemesine nüfuz edebilir, böylece belirli organlarda enerji üretimi artar. Testislere doğru dozda kırmızı ışık tedavisi uygulandığında, testosteron seviyelerini üç katına kadar artırabilir.